![]()
![]()
tanı(t)ma faslı...
sıcak kentlerin soğuk komşusu diye tabir ettiği bi kentin bir köşesinde can bulan bedeni her vakit bir sürükleniş öyküsü taşımaktadır içinde...80 li yıllarda susam sokağıyla büyümüş akranları gibi...ediyle büdüye arkadaş oluvermiş ekran arkasından.. o zamanlar öyle pokemonlar selenalar bezbebekler olmadığı için o hayallerini şeker kız candy ' e yüklemeyi tercih etmiş..belki bir antonia aşkı da onda filizlenmiştir kimbilir...
kışın kara lastikleriyle yolları aşındıran yazları naylon ayakkabı eşliğinde ip atlayan çocuk utanmayı bilmemiştir bunlar için...çamurlu köy yollarının kısa bir dönem müdavimi olmuştur daha sonra daha çok aşındıracağını bilmiyordu o yolları ozamanlar...küçük yüreğine sığmıyordu yetişkin sorunları daha çocuktu işte şunun şurasında..
köyden şehre göç yaşadı bi çokları gibi oda...belki gönlündede bir göç yaşanıyordu..eski arkadaşlarından yeni yüreklere göç ediyordu...artık hiçbirşey eskisi gibi olmayacaktı..kavak arkalarına saklandığı o saklambaç oyunları galiba geride kalmıştı...ve eskiyen muhabbet dostlarını bir daha aynı tazelikte bulamayacaktı..bu yeni evinde mekanı yakın bi dost bulamayacaktı.. çünkü onun hiç mahalle arkadaşı olmamıştı...yaşlı yüzlerde filizlenen bir ümidin en saf parçasıydı ozamanlar. apartman anneannesinin gözünde hiç bitmeyen ümitti o...ozamanlar kızıyordu ona bilmiyordu büyüklerin yaşları kadar yaşadıklarının da büyük olabileceğini..günah keçisi sözünü belki öğrenmemişti ama çocuk yüreği herşeyin nedeni olarak kendini gördüklerini sanıyordu... akraba kafilesinin korkulu rüyası fatma teyzesini (anneanne diye adı geçen..) o hep sevmişti ve sevecekti..o canlı ferli fesli gözleriyle ışıttığı gözlerini arayacaktı ve hayır dularla kuşattığı kalbi acıyacaktı onu hasta yatağında kimseyi tanımaz halde görünce..çok sonraları çok özleyecekti o apartman anneannesini...elif i ilk öğreten o soylu yüreği hiç unutmayacaktı...
ilk okul bitiminde daha ilk öğretim ismine yeni kavuşan okulların zamanında bir göç daha yaşıyordu bir mekandan bir mekana..yeni insanların hayatlarında olma çabası tekrardan vuku buluyordu...biraz dışta duracaktı evvela..öyle ya yıllardır birlikte okuyan o gruba dahil olmak okadar kolay değildi....nasıl girdi içlerine ya da sevildi mi bilinmez ama şu bir gerçek ki ozamanki arkadaşlarının hala hayatındadır...
hayal ve umut dolu bir lise hayatı olmuştur...ortaokula nazaran lisede daha başarılıdır enazından notlar bunu sergilemektedir...ilk yıl üniversiteyi kazanma hayali suya düşsede milenyumun 6.yılında bunuda gerçek kılacaktır Yaradanın izniyle..şimdi ise girdiği o okulda son yılını tüketme telaşında..
yürek sancılarının dağlar kadar olduğunu varsaydı bi zaman...mutluluk arama nöbetleri yakın tarihe kadar sürmekteydi ama buna bir sonverdi..zira hayat mutluluğun ta kendisiydi öğrenmişti..cana yakın canlar edindi..bir elin parmaklarından çoktu onun için dua eden yürekler elhamdülillah..sevildiğini umuyordu en azından...filistine lübnana kanayan tüm yaralara ağlayacak ve dua edecek vicdan ve merhameti vardı henüz çok şükür...insanları anlamaya çalışmaktan vazgeçsede kanayan bi yüreğe su serpecek cümleleri
yitirmediğini düşünüyor hala..
....
hayatın bi takım prensipleri vardır kendinin olduğu gibi...kendi başına bişeyler yapma arzusunda olsada zaman zaman bunu ıskalamaktadır...hayalleri vardır en göklerde..ve onu beklemektedir...içindeki o nazlı küçük kızı biyerlerde saklı tutuyor ve büyümeyen yanlarında bir çocuk çığlığı biriktirsin herkes diyor..
biçoklarına göre sıradan gelebilen ama ondaki manası derin olan özlem ve beklentileri var..elbet bir gün olacak...sıradanlaşan hayata inat o sıradan olmamayı seçti..en azından sıradan olmamaya çalışıyor..bugünlerde hiçbir anının sahibi olamadığımız zamanı boş geçirmeme telaşesi içerisinde...bol bol hamd ediyor yemyeşil ottan bembeyaz süt yaratan rabbine kendisini insan kıldığı için...ve enbüyük silahı olan dua perdesine yapışıyor elleri ve onu sevenlerdende bunu bekliyor...
inanıyor ki herşey iyi olacak...selam ve muhabbetle..
iklima mert ...